11 Nisan 2008 Cuma

insanlar konuşa konuşa?. .

Spanglish’i sonunda izleyebildim geçenlerde.. filme dair en kabaca tespitim adamın karısıyla aynı dili konuşmasına ve karısının da durmadan konuşmasına (!) rağmen aralarındaki iletişimsizlik, diğer taraftan da flor’la* konuşacak ortak dilleri olmamasına ve flor’un kendi dilini bile neredeyse hiç konuşmamasına rağmen(ki aslında işini yaparak, çeneyi yağlayıp mümkün olduğunca çok İspanyolca konuşması bekleniyordu) ne kadar ahenkli bir şekilde iletişim kurabilmeleridir bence.. buraya kadar yazdıklarımı ortalama bir edebiyat öğrencisi bile söyleyebilmeli zaten, sinema öğrencisi şöyle dursun…

aslında filmdeki fikre tamamen zıt görüşteyim.. konuşmadan da iletişim kurulabilir; hayatta kalınır.. burada aklımdan geçen ‘iletişim’den daha öte, daha hayati bir şey.. insan konuşabildiği kadar kendini anlatabilir.. konuşmanın içeriği-kalitesi çok önemli şüphesiz, ama konuşmazsa nerden bilebiliriz ki karşıdaki insanın bu kriterler açısından hangi seviyede olduğunu.. karşılaştığım birçok örneğini ‘yola getirmeye’ çalıştığım “ağır ol batman gelesin” ve “ağır ol molla desinler”** modelinin de zaten konuşursa pek ilgi uyandırmayacak karakterler olduğu ve fakat en azından bunun farkında olan ve şansını artırmak için bilinçli veya içgüdüsel olarak bu taktiği uygulayan ‘loser’lar olduğu önyargısını mutlulukla barındırmaktayım..

konuşmadan anlaşabilmek sadece karşındaki hakkında varsayımlarda bulunmaktan öteye geçemez, tabii filmdeki gibi sabah akşam birlikte olunamıyorsa.. ya da iki taraftan biri 4 ayaklı değilse.. 2. durum söz konusuysa zaten tamamen ayrı, insan-üstü bir ilişkiden bahsetmek taraftarıyım.




*linki bulana kadar penélope cruz sandığım kişidir! zaman zaman oyuncuların adını bilenlere imrensem de, böylesi daha eğlenceli galiba…

**ağır yapacak ya, aradaki “da”ya bile ihtiyacı yok.. "anlayan anlar zaten kardeşim! onu da biz mi söyleyeceğiz!!"

Hiç yorum yok: