
26 Aralık 2008 Cuma
astronot ayça şen !

5 Aralık 2008 Cuma
hayvansever evi tövbe tutmaz(mış)
bu tatildeki aktivitelerime sabah erkenden kalkıp köpeği çişe tutmak, akşam üstünde uyuduğum kanepeden kalkmakla yerime yatmak arasına yine bahçeye in-köpeği çişe tut'u sıkıştıran bir it-köpek zaafiyeti örneği olmama rağmen pişman değilim.. hepsinin her bir tüyünü ayrı ayrı seviyorum.. whiskey'ciğim de bu havada buzlu olmaktan kurtulup soba başında keyif yapıyor işte.. köpek almak isteyen herkese şiddetli tavsiyelerimle.. ilk tatili değerlendirip deneyin.. ruhunuz köpekçi değilse vazgeçeceksiniz :)
20 Kasım 2008 Perşembe
itler ve sebep oldukları





18 Kasım 2008 Salı
biir biir biir. . .
olup bitenlerin bir kısmını biir bir anlattım işte..
8 Kasım 2008 Cumartesi
geleneksel toplu doğumgünü şenlikleri

hayırdır inşallah
28 Ekim 2008 Salı
hayatımın anlamı *

dellenen kadın
izmir’deki kentkart uygulamasını çok seviyorum.. istanbul’da dolmuşla-otobüsle ve ankara’nın ise kendisiyle haşır neşir olmak için pek fırsatım olmadı.. elbette şoförün para pulla uğraşması hoş değil, yolculuk etmek için insanın bilet almak zorunda olması da hoş değil (eskiden gişe kapalı olurdu bazen, malum gırgır-fırt karikatürlerindeki “abonman” karaborsacıları geliverdi birden aklıma)
peki ben neden antalya’nın antkartına düşmanım.. artık iki sebebi var.. ikisi de birbirinden nefret edilesi hem de.. her gördüğümde beni dellendiren ve bu uygulamayı şekillendirenlerin alayını vurdumduymaz, sağduyusuz, doğa düşmanı ve buna benzer sıfatlarla süslememe neden olan şey kartı makinenin üzerine koyduğumuzda elimize verilen 13,5X5 cm boyutlarındaki kocaman ‘bilgi fişi’; üzerinde de dünyayı kurtaracak bilgiler var tabii ki: antkart, sürücü, hat, seyahat, araç no’ları, nerden, hangi gün, saat kaçta araca binildiği, bu fişi yol boyunca atmamamızı tembihleyen iki satırlık uzun cümle, yine iki satırlık iletişim bilgileri ve tabii ki çook gerekli olan (çünkü eşşek kadar yazılmışlar, salak olduğumuz için bilmiyoruz ya) 1.30YTL ödediğimiz bilgisi ve bu ücretin adı olan SD ÜCRET yazısı (öğrendim de boyum uzadı!), yine eşşek kadar bir logo.. şimdi ben bu çarşaf kadar kağıdı elime her verdiklerinde nasıl dellenmeyeyim*!#%@! hem dönüştürülmemiş (ve muhtemelen de tekrar bulunup dönüştürülemeyecek) kağıt kullan –üstelik aynı şehirdeki muratpaşa belediyesi geri dönüşüm projesi için çalışıyorken- hem de gerekli bilgileri 2 cm’ye sığdırabiliyorken bunu 7 katına çıkar! artık kimi kazıklıyorsan! zavallı ağaçlarla ne derdin varsa!!
sonra da ikinci dellendirme dalgası geliyor.. kartla binmek 1.30 ytl, kartsız olunca 1.75.. tamam.. aldım bir kart, annemle bindik.. iki kişilik ücretin ilkini 1.30, ikincisini 1.75 ytl almışlar! neden?? çünkü her bir kişinin ayrı ayrı kart sahibi olması gerekiyormuş.. her ne kadar gittiği her yere beraber giden insanlarsak da, kartlarımız ayrı olmalı çünkü.. o halde biletin arkasındaki bilgilerden faydalanıp şoförden satın alabileceğim daha ucuza gelen iki binişlik bileti rica ediyorum bir sonraki seferde; tabii ki kalmamış.. şaşırtıcı değil.. belediye denen şey hizmet için vardır aslında, ama bizimki kar amaçlı bir şirket gibi görünüyor buradan bakınca..
bir de üçüncü nedenim var.. indirimli kart sahibi olmak isteyen öğretmen-öğrenci-emekli gibi kişiler de nerdeyse iç çamaşırının rengine kadar tüm kişisel bilgilerini canımız belediyemize verip, bir de her gittikleri yeri belgelere kaydettiriyorlar.. işte bu noktada kendimi komplo teorisi filmindeki mel gibson gibi hissedip durduruyorum..
oh bee.. sadece dolmuşlarda bağırıp çağırmak yetmemişti zaten.. yine söylüyorum "belediye adam zikmeye çıkmış, haberiniz ola.."
14 Ekim 2008 Salı
aslan christian
evet evet.. dünyada bir tek hayvanlar ve ben kalalım.. çok mutlu oluruz, çook... seviyorum hüleaayynnn!!!!!!!!!!!!
8 Ekim 2008 Çarşamba
cinnet

20 Eylül 2008 Cumartesi
azgın denizineğinin hikayesi

5 Eylül 2008 Cuma
ilk evcil kara delik denemesi hakkında

dünyanın sonu nasıl gelecek?
peki ne hissedeceğiz??
vee… sonra ne olacak???
eh şimdi bir nebze de olsa olabilecekleri sindirdim..
son 5 gün!!!!
aslında çok fantastik cevaplar verebilmek isterdim bu soruya.. ne gibi mesela; işte o aklıma gelmiyor zaten :)
benim yapacağım şey çok basit, ama değişken de.. mutlu ederdim kendimi.. ne gerekiyorsa o şekilde hem de.. hayatımın son yıllarındaki tek yapmaya çalıştığım/yaptığım da o değil mi zaten.. mutlu olmak!
ilk aklıma gelen yüzmek.. doğanın içinde olmak, ama sevdiklerimle.. arkadaşlarım da aileleriyle olmak isteyebilir.. elimdeki kısa listeden yanımda olmak isteyen kim varsa onlarla giderdik..
sonra da yemek lazım.. ne istersem onu..
aşk lazım aşk.. sadece sex değil ama.. aşık olduğum insan kişisiyle sevişmek..
yahu baktım da, pek bir eksiklik yokmuş hayatımda, yok olmadan önce yapmak istediğim.. sadece ulaşmak için para biriktirdiğim şeyleri yapardım işte.. bir de dünyevi kaygıları hayatımdan tamamen atardım.. para-sağlıklı yaşam-gelecek gibi..
24 Ağustos 2008 Pazar
falling down


edit: nerdeyse 5 yıl sonra, bu çarşamba 22 mart 2013'te 22:00'da bu film tekrar televizyonda, cnbce :)
22 Ağustos 2008 Cuma
siz o yollardan gelirken...



11 Ağustos 2008 Pazartesi
vaka-i hayriye
* bkz. şurada
6 Ağustos 2008 Çarşamba
benzemez kimse bana....
p.s. kendimi yanaklarımdan öpmek, beynime minnetle sarılmak istiyorum
25 Temmuz 2008 Cuma
mavi-beyaz

simon's cat

aynı işyerinde çalıştığım 4-5 arkadaşım aynı yaz içinde evlendiler..
- benim kocam filanca peyniri çok seviyo..
- aa.. benimki onu ağzına koymaz.. kokuyomuş diye sevmiyo...
- şekerim benimki hiçbirini ayırt etmiyo valla..
- aslında filanca peyniri bilmemne usulü pişirirsen daha da bayılır.. bi dene bak..
şeklinde gelişen ve bunun türlü çeşit konuya uyarlanabilen versiyonlarını (ütülü gömlek, işyerindeyken telefonlaşma, kolay ama lezzetli yemek tarifleri, kayın-'larla arayı iyi tutma yöntemleri...) dinlemekten daral gelmeye başlamıştı.. neyse ki hepsi birden hamile kalıp da konuyu doktor, doğum, bebek mevzularına -hem de fazlasıyla ayrıntılı halde- çevirmelerinden hemen önce bunları birkaç yıl geride bırakmış insanların çalıştığı bir yere terfi ettim..
dışarıdan nasıl anlamsız ve ne kadar sıkıcı göründüğünü bildiğim için, hayvan delisi arkadaşlarımla bir araya geldiğimizde ortamda 'normal' insanlar varsa sohbeti kedi-köpek mevzularından hep uzak tutmaya çalışırım..
işte bunun içündür küüü, pek sevgili simon tofield kişisinin bizlere armağanı olan ve şimdilik 3 çeşidi bulunan simon's cat videolarını ancak kedi sahipleri anlar.. tabii ki "aynısı yaaww... bak bak, aynı böyle yatıp kıvrılıyo benim kedim de.." modunu uzatıp kimsenin kafasını ütülemeye kalkışmayacağım yukarıdaki girişten sonra..
işte de videolar.. çok salakça bir sıralamayla dizdim tabii.. sevmiyorum öyle düzenli şeyleri :)
20 Temmuz 2008 Pazar
bittersweet symphony

kaderine boyun eğmiş, onun sadece hayaliyle yaşamak zorunda olduğun fikrine alışmaya çalışır durumdayken bir de baktın ki televizyonda bir reklamda arka planda biri o pastadan yiyor.. evet dedin.. evet!!! bu pasta var.. hemen tatile beraber çıktığın arkadaşlarından uzakta olanına döşendin bir e-mail.. anlattın bütün hikayeyi.. "bi bakıver de o reklama.. o pastanın adını bana söyleyiver.." dedin.. arkadaşın sana bir pastane tarif etti.. "adını bilemicem şimdi.. o reklamı da bekleyemicem.. ben o tatildeki bütün pastaları filanca pastaneden almıştım" dedi, git orada kesin bulursun" dedi.. pastanenin adını böyle kolay vermedi tabii ki.. iki hafta sürdü sana o adı sms'le yollaması.. olsun.. gittin büyük bir umutla oraya.. yüzün üzerinde çeşidi iki kez gözden geçirdin.. bu ne bahtsızlıktı!! yoktu orada!!
tam uzaktaki diğer arkadaşından yardım istemek üzereyken, bu olanları anlatıp da bir umut başvurduğun ve o fotoğrafı gösterip yine "üzgünüm" cevabını aldığın yeni bir arkadaşınla müzeye giderken yolda torpidodan pasta çıkarıp yemeye başladı.. o pastayı!!!! sana da ikram etti tabii ki.. sen üstüne atladın.. ağzını yüzünü krema ederek vahşiler gibi yuttun onu!! "eh ben bunu zaten bildiğini sanıyordum.." dedi.. ve sen karşına çıkan o koca bonusun mutluluğuyla saatlerce uçtun..
işte budur moby'nin gayet başarılı yorumlayarak aklımı başımdan aldığı* verve'ün bittersweet symphony'si ile kavuşma öykümüz.. link falan vermiyorum.. sen zaten biliyorsundur.. bilmiyorsan bile benden kat kat şanslısın.. istediğin programla indir..
*öyle ki bunun aslında klasik bir eserin remixi olduğunu iddia ettim malum süreç boyunca..
16 Temmuz 2008 Çarşamba
dert sahibi oldum yine
15 Temmuz 2008 Salı
salı sallanır
peki bu sabahki neydi o zaman?? depremle eşzamanlı devam eden "intihar eden partneri yüzünden sorgulanan kadının karşılaştığı zor durumlar" konulu kabusum muydu?? ilk anda akla gelen hep doğru olmuyormuş demek.. canım kedim fosur fosur uyurken ben de şunu deneyimledim; sallamak, uyanık birini uyutmaya, uyuyanı da uyandırmaya yarıyormuş..
12 Temmuz 2008 Cumartesi
futureme
29 Haziran 2008 Pazar
çok birikmiş
25 Haziran 2008 Çarşamba
kitlerler









23 Haziran 2008 Pazartesi
hong kong bana güzellik yaptı !
